Ebulfez Elçibey: Karabağ’ı geri almak isteyen, Rusya ve İran’la yıldızı barışmayan Türkiye sevdalısı Azeri lider

  • Cenk Başlamış
  • Gazeteci

Ebulfez Elçibey

Kaynak, FACEBOOK

Bu yazı BBC Türkçe’de ilk kez 22 Ağustos 2020’de yayımlanmıştı

Ermenistan ile Azerbaycan, ortalama 30 senedir Dağlık Karabağ bölgesi üstündeki hak iddia ediyor. İki ülke 1994’te bir ateşkes anlaşması imzalasalar da, sınırda çatışmalar asla bitmedi.

Ermeni nüfusun yoğun olduğu Dağlık Karabağ, Sovyetler Birliği döneminde Azerbaycan’a verildi. 1980’lerin sonunda Ermenistan yanlısı güçlerce ele geçirildi. 1991’de bağımsızlığını duyuru etti. Sadece internasyonal cemiyet Dağlık Karabağ’ı bağımsız bir ülke olarak tanımadı.

Azerbaycan’ın demokratik seçimle işbaşına gelmiş ilk cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey (Aliyev) de Dağlık Karabağ’ı tekrardan ülkesinin topraklarına katmak istemiş sadece başarıya ulaşmış olamamıştı. Türkiye ve Mustafa Kemal Mustafa Kemal Atatürk sevdalısı Elçibey’in yaşamını kaybetmesinin üstünden tam 22 yıl geçti.

Pantürkist, anti-komünist, Rusya karşıtı

Elçibey, 24 Haziran 1938 tarihinde Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nin Keleki köyünde başlamış olan ve 22 Ağustos 2000’de Ankara’da son kabul eden 62 senelik yaşamı süresince acılar da çekti, mutluluklar da yaşadı, ihanetler de görmüş oldu fakat ideallerinin peşinden koşmaktan asla vazgeçmedi.

1957 senesinde Azerbaycan Devlet Üniversitesine bağlı Doğu Bilimleri Fakültesinde Arap Filolojisini tamamlamış oldu. O zamanlar tanıyanlar Elçibey’i “Pantürkist, anti-komünist, Rusya karşıtı” diye tanımlıyor.

1960’ların başlangıcında Mısır’da yetişim görmüş oldu, Bakü’ye dönüşünde {mezun olduğu} üniversitenin Asya ve Afrika Zamanı bölümünde yüksek lisansını tamamladı, tarih hocalığı yapmış oldu.

Sovyet yönetimine karşı faaliyetine 1970’lerde başladı, öğrencileriyle “Azerbaycan’ın bağımsızlığı” temalı toplantılar yapmış oldu.

SSCB benim vatanım değil

Azerbaycanlı tarihçi ve siyasetçi Cemil Hasanlı’ya nazaran, 1975 senesinde tutuklanan Elçibey’le onu sorguya çeken KGB görevlisi içinde şu konuşma geçti:

KGB görevlisi: Komünist Parti, devletimiz ve hükümetimiz hakkında suçlayıcı konuşmalar yapıyorsunuz. Sovyetler Birliği’ni kötülemenin neticelerini biliyor olmalısınız…

Elçibey: SSCB sizin için vatan olabilir. Benim vatanım, ikiye bölünmüş Azerbaycan. Hayatımın amacı bu yarayı iyileştirmek. Kendini Türk gören hep beraberce beraber Azerbaycan’ı özgürlüğe götürmek.

KGB sorgusunda söyledikleri tam da hayalini özetliyordu: Bağımsız, özgür ve birleşik şu demek oluyor ki İran’daki Azerbaycan Türklerini de çatısı altında toplayan bir Azerbaycan.

Elçibey’in, sorgunun peşinden 1,5 yıl hapis cezasına çarptırıldığı sırada Azerbaycan Komünist Partisi’nin 1. Sekreteri Haydar Aliyev’di. İkisinin yolları seneler sonrasında gene kesişecekti.

Türkiye’nin Sesi Radyosu’nu dinlerdi

Elçibey siyasal açıdan ne kadar keskinse, Türkiye söz mevzusu olduğunda bir o denli romantikti. Gazeteci Mehmet Ali Birand’a, ev hapsinde tutulurken daha iyi çekmesi için pencereden eliyle dışarıya uzattığı minik radyosuyla Türkiye’nin Sesi yayınlarını yakalamaya çalıştığını, dinlerken hayallere dalıp gittiğini anlatmıştı.

Sovyetler Birliği’nde Mihail Gorbaçov’un iktidara gelmesinden sonrasında başlamış olan kısmi özgürlük değişik cumhuriyetlerde muhalif hareketlerin filizlenmesinin yolunu açmıştı. Azerbaycan’da 1989 senesinde Elçibey liderliğinde kurulan Halk Cephesi de onlardan biriydi.

Hızla güç kazanan Halk Cephesi’nin, Sovyetler’in son aylarında Bakü’de toplamış olduğu bir milyon şahıs dakikalarca “Azatlık… Azatlık…” diye bağırmıştı.

Elçibey, o tarihlerde doğumundan itibaren kullandığı Aliyev soyadını değişiklik yapma kararını aldı. Bunun nedenini gazeteci Muammer Elveren’e, “Benim aslolan adım ‘Ebulfeyz Kadirkuluoğlu Aliyev. Aliyev soyadı Rusçadan gelme olduğundan dostlarım halkımızın isteğiyle ‘Elçibey’ olarak değişmesini kararlaştırdılar” diye anlatmıştı.

Ebulfez Elçibey

Kaynak, AFP

Yeni ülke kurmanın zorlukları

1991 yılının Eylül ayında şu demek oluyor ki Sovyetler Birliği’nin resmen dağılmasından üç ay ilkin Azerbaycan’da meydana getirilen başkanlık seçimlerini mahalli Komünist Parti’nin şefi Ayaz Muttalibov kazanmıştır, Elçibey seçime katılmadı.

74 senelik bir imparatorluğun dağılmasının tetiklediği depremin artçılarının Azerbaycan’ı da vurması kaçınılmazdı.

Muhalefetin baskısı sonucu 1992 yılının Mart ayında iktidarı bırakmak zorunda kalan Muttalibov iki ay sonrasında dönmek istedi fakat çatışmaların da yaşandığı isyan sonucu ülkeden firar etti.

7 Haziran 1992 tarihinde meydana getirilen seçimi Elçibey oyların ortalama yüzde 60’ını alarak kazanmıştır.

KGB zindanlarından başkanlık koltuğuna uzanan serüven dolu, nefes kesici bir öyküydü bu, bir hayalin gerçekleşmesi.

Hayır, onun imgesel başkanlık koltuğuna oturmak değildi, o makam hedefine ulaşmak için bir araçtı. Ant içtiği güne kadar kardeşinin Bakü’deki eski bir apartmanın yedinci katında bulunan dairesinde yaşamıştı.

Yeni Azerbaycan’ın dış politikada üç mühim hedefi vardı: Türkiye ile mümkün olmasıyla birlikte yakınlaşmak, Rusya’ya mesafeli durmak ve Cenup Azerbaycan’la (İran’da Azerilerin yaşamış olduğu bölgeler) birleşmek.

Bu yüzden Rusya ve İran’la yıldızı asla barışmadı.

Baltık cumhuriyetlerinden sonrasında Azerbaycan topraklarından Rus askerlerini ilk çıkaran eski Sovyet cumhuriyetiydi, ek olarak ulusal para manat basıldı, Latin alfabesine geçiş başladı.

Karabağ Savaşı tekrardan başlıyor

İçeride çözülmesi ihtiyaç duyulan düzinelerce mesele vardı fakat biri hepsinden yakıcıydı: Karabağ.

Azerbaycan çatısı altında yer edinen Karabağ’da Ermeniler, 1980’lerin sonunda tek yanlı bir kararla bağımsızlık duyuru etmiş, çatışmalar sonucu bölgeyi hatta Azerbaycan topraklarının bir kısmını ele geçirmişti.

Elçibey’in iktidar koltuğuna oturmasından bir tek birkaç gün sonrasında Azerbaycan ordusu Karabağ’ı tekrardan almak için büyük bir hücum başlattı. Hızla ilerleyen ordu birkaç ay sonrasında üstünlüğü Ermeni güçlerine kaptırdı. Bazı komutanların Elçibey’i zor duruma düşürmek için savaşmadan çekilmiş olduğu iddiası yayıldı.

Dağlık Karabağ

İsyan ve Aliyev’in sahneye çıkışı

O şekilde ya da bu şekilde Elçibey hakkaten zor duruma düşmüştü fakat şimdi daha da büyük bir sorunla karşı karşıyaydı: İsyan.

Genceli albay Suret Hüseyinov, 1992 yazında başlamış olan Karabağ Savaşı’nda büyük başarılar elde etmiş, ve kahramanlık madalyasıyla ödüllendirilmişti. Sadece sonradan cephede işler tersine dönerek yenilgiler başlayınca Elçibey Hüseyinov’u görevden almıştı.

Gence’den çekilen Rus askerlerinin bıraktığı silahlara el koyan Hüseyinov emre uymadığı benzer biçimde 1993 yılı Haziran ayında silahlı isyana kalkıştı.

İşler sarpa sarmaya, iç harp kapıyı çalmaya başlamıştı.

Elçibey arabuluculuk yapması için Nahçıvan Parlamentosu Başkanı Haydar Aliyev’i Bakü’ye çağrı etse de beklediği desteği alamadı.

Bu sırada birlikleriyle Bakü’ye ilerlemeye başlamış olan Hüseyinov yöneticilere çekilmeleri için ültimatom verdi. Elçibey ilkin çekilme etmeyeceğini söylemiş oldu fakat kriz ortamında bir yanda Ermeni güçleri cephede saldırıya geçmiş, öteki yanda Azerbaycan ordusundaki bazı askerler Hüseyinov’a karşı savaşmayacaklarını açıklamıştı.

Elçibey, bazılarına göre korkmuş olduğu, bazılarına göre de ülkenin iç muharebeye sürüklenmesini önlemek için 17 Haziran 1993’te gece yarısı başkentten ayrılarak Nahçıvan’a gitti. Bir zamanlar Halk Cephesi’nin liderlerinden olan İtibar Memedov’un parlamentoya sunmuş olduğu önergeyle Elçibey’in başkanlığı düştü ve yetkileri iktidar boşluğunda parlamento başkanlığını üstüne alan Aliyev’e devredildi.

28 Ağustos’taki referandumda halkın yüzde 98’ine yakını Elçibey’e karşı oy kullandı, peşinden meydana getirilen başkanlık seçimini Aliyev kazanmıştır.

Gönüllü başlamış olan Nahçıvan sürgünü sonradan zorunluya dönüştü ve Elçibey yeni iktidar için artık tehdit oluşturmayacağına karar verilince başkente ortalama beş yıl sonrasında, sadece 1998 senesinde dönebildi.

Ebulfez Elçibey

Kaynak, VT Freeze Frame

5 yıl sonrasında Bakü

Bakü’nün dış semtlerinde harap bir apartman dairesi. İçinde birkaç parça eski eşya var, ilaç kutuları oraya buraya dağılmış. Bir duvarda ilk bağımsız Azerbaycan’ın lideri Mehmet Güvenli Resulzade’nin resmi asılı.

32. Gün kamerasının karşısındaki adam çok açık ki oldukça hasta, daima zayıftı fakat bu kez avurtları iyice çökmüştü. Gene de, “Türkiye’den gelen her insanın başımın üstünde yeri var” diyordu.

Çekim başlamadan ilkin detay benzer biçimde görünen çarpıcı bir vaka yaşandı.

Yatak odasının kapısının arkasına özenle asılmış lacivert bir ekip elbiseye uzandı Elçibey. Bu, maddiyata hiçbir süre ehemmiyet vermeyen Elçibey’in bir ihtimal yaşamı süresince, kim bilir artık haiz olduğu tek ekip elbiseydi. Elbisesinin göğsünde Mustafa Kemal Atatürk rozeti vardı.

İktidar savaşı verdiği günlerde Türkiye’den destek alamamasına kırılıp kırılmadığı sorulunca, “Türkiye’ye kırgın olamam. Beni Türkiye yolunda assalar gene de kırılmam. Ben milletimden ve cumhuriyetinden kırılmam. Azerbaycan da cumhuriyetimdir, Türkiye de cumhuriyetimdir” dedi.

Cumhurbaşkanı olduktan ziyaret etmiş olduğu Anıtkabir’de onur defterine, “Ey büyük Türk’ün büyük komutanı! Seni ziyaret etmekle özüm ve tüm milletim adına onur duydum. Senin askerin…” yazan Elçibey kansere yakalandı ve 22 Ağustos 2000’de yaşamını yitirdi.

Sert bakışlı, yumuşak kalpli, alçak gönüllü, inatçı, emin, mücadeleci, yel değirmenleriyle savaşacak kadar idealist, politikacı olamayacak kadar açık sözlü bir liderdi Elçibey.

Yoruma kapalı.